29 Şubat 2016

Londra Günlüğü 1

Geçen seneki sömestr tatilinde Aysu ile yaptığımız Paris gezisi benim daha önce gidip, gördüğüm ve bildiğim için çok rahat ve eğlenceliydi. Ama ilk defa gideceğim Londra'ya gidelim dedim de peki ben Aysu ile bu işin üstesinden nasıl gelecektim? Neyse ki babamız bize bu konuda yardımcı oldu ve en ince ayrıntısına kadar planlayıp , aşama aşama anlatıp rahatlamamı sağladı. Hatta o kadar rahattım ki gözüm kapalı gitsem kaybolmam artık dedim. Bu arada Google Street View'a sonsuz teşekkürler...

Londra

Aysu'ya aldığım bir kitaptan etkilenip de Londra'ya gideceğim hiç aklıma gelmezdi. Özellikle Aysu da çok merak edince hadi dedik bunu babamıza söyleyelim... Sonra bir bakmışız ki bilgisayar karşısında ilk aşama olan uçak biletimizi almak için  skyscanner'da dolaşıyoruz. Petrol fiyatlarının düşmesinin de etkisiyle bu aralar gerçekten çok uygun fiyatlara Avrupa uçuşları bulunuyor. Ben biletimi THY ile gidiş dönüş toplam 225 lira gibi çok çok uygun bir fiyata aldım ve hemen otel araştırmalarına başladım. Bir sonraki aşama olan konaklama gereksinimimizi de booking.com'dan hallettim. Bavul ile fazla yürümemek için havaalanı transferi nerede son buluyorsa orada konaklamak istedim. Zaten transferi ister otobüs ile ister tren ile yapın sizi Victoria'ya ulaştırıyorlar. Ben de kendi merkezimi orası kabul edip oteli tam da Victoria bölgesinden tuttum. Artık hem ulaşım hem konaklama hepsi tamam. Şimdi gelelim ince ayrıntılara.

Londra

Gittiğimiz ay şubat olunca yağmur yağma ihtimali çok yüksekti. Ki  her zaman yağış alan hatta yazın 30 dereceye ulaştığında haberlere konu olan bir yerden bahsediyorsak gökyüzünü açık yakalamak anca uzun konaklamalarda olur diye düşünüyorum... Yine de kendimi hava şartlarına hazırlamak için son 10 gün kala günde 3-4 defa hava durumuna bakar olmuştum. Ama Londra bizi sevmiş olmalı ki sadece 2 saalik bir yağmur yağışına denk geldik. Hatta arada gökyüzünü pırıl pırıl da gördük yani...

Yolculuğumuz sabah 9.30 uçağı ile Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Gatwick Havalimanı'naydı. 2 saat fark ile saat 11.30 gibi bavullarımızı da almış bir şekilde Londra için hazırdık.

Gatwick Havalimanından Londra merkeze iki şekilde ulaşım var. Biri tren, biri de bizdeki 'Havaş' gibi otobüsler. Tren yarım saatte merkeze varıyor, ama fiyatı da 20£ civarı. İstanbul'dan Londra'ya 20£'a geldiğime göre havalimanı-merkez arası için de aynı rakamı vermek istemedim. Otobüsler ise bizim gibi önceden alırsanız 3£, ama otobüs ile ulaşım 1.5 saat sürebiliyor trafik de olursa. Ama zamanınız varsa ki biz ona göre ayarlamıştık bu aradaki kişi başı 70 lira fiyat farkına değer :)

Otelimizin de olduğu Victoria Station'a geldik, otele yerleştik bavullarımız bıraktığımız gibi gezmeye başladık.

London

Güzel bir rota belirledim kendimize. İlk durağımız Westminster Sarayı ve tabii ki Big Ben. Thames Nehri kıyısında Parlamento binasının olduğu yerdir. İngiltere buradan yönetilmekteymiş. Saray Gothic tarzda inşa edilmiştir. Binanın en büyük özelliği ise 13 tonluk çan bulunan saat kulesi olan Big Ben'dir. Tabii BigBen aslında bu çanın adı olduğunu daha önce de yazmıştım :) Bu arada dünyanın ikinci en büyük dört yüzlü saatidir. Burada fotoğraflar çekildik tabii yanındaki kırmızı telefon kulübeleri de renk kattı. Çok sevdi Aysu telefon kulübelerini, itiraf ediyorum ben de.

telefon kulübesi

telefon kulübesi telefon kulübesi

Sonra Westminster köprüsüne doğru ilerledik.Burası da Londen Eye konseptli fotoğraflar çekilme durağıydı..

Westminster Köprüsü

Londra Londra

London Eye var sırada... Yine nehir kenarında, Jubilee Gardens'ta yer alır. Tarihi bir değerde değil ama çok turist çeken bir yapı. Londra'nın eşsiz manzarasını en tepeden seyredebilmek için dönme dolap yavaş yavaş ve dura dura dönmektedir. Bu arada Aysu pek heves etmediği için binmedik.

London

Biraz park bahçede oturup, akşamı ettik. Westminster sarayının  eşsiz akşam manzarası ile yolumuza devam ettik.

Londra

London

Westminster sarayı

Golden Jubilee Bridge köprüsünden yine karşıya geçtik. (Bu köprünün ortasından bir de tren geçiyor)

Westminster sarayı

Şimdi rotamız Trafalgar Meydanı. Londra'nın merkezi National Art Gallery'nin baktığı önemli meydandır. Etrafında 4 kocaman aslan heykeli ortasında da Amiral Nelson sütunu vardır. (Fotoğraf ertesi günden, akşam çekilen kötü olmuş)

London

Devam ettik ve Piccadilly Circus'a gittik. Çok işlek bir meydandır. Çok büyük, hediyelikler satan bir mağaza var. Epey bir vakit geçirdik burada...

London

Eğer Regent Street boyunca ilerlerseniz Hamleys adlı oyuncakçıya varıyorsunuz. Ki biz oyuncakçıyı daha geniş bir vakte ertesi güne bıraktık. İlk günün yorgunluğu artık bastırdığı için Piccadilly Street boyunca ilerledik. Bu cadde de Hyde Park'a kadar uzanıyor. Cadde boyunca açık olan mağzalara uğradık. Bir tanesi de "Cath Kidston"du. Bayıldık...

LOndon Londra

3 yorum:

  1. Özlem giderdim,ne güzel bir Londra günlüğü olmuş canım... Devamını bekliyorum...

    YanıtlayınSil
  2. Planlarımda olan Londra Seyahati için iyi bir rehber olacak. Eline sağlık canım.

    YanıtlayınSil
  3. Fotoğraflarınıza bayıldım, devamını merakla bekliyorum

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...