18 Ekim 2019

Gökçeada

Bozcaada'ya gittiğimizin ertesi hafta rotamız Gökçeada oldu.



Ege Denizi'ndeki en büyük adamız ve Türkiye'nin en batı ucu. Gökçeada'ya gitmek için Kabatepe Feribot iskelesinden kalkan feribotlar var. Yine önceden internetten aldığımız bilet ile feribotumuza bindik.



Gökçeada'da feribottan inince bir merkeze inmiyorsunuz. Merkez, araba ile 10 dakika mesafede. Üstelik burası Çanakkale'nin büyük bir ilçesi. İlkokul, ortaokul, lise yanı sıra üniversite bile var :)

Gökçeada, içme suyu bakımından kendi kendine yetebilen nadir adalardan biri. Tatlı su kaynaklarının çokluğu bakımından Ege Denizi'nde birinci, dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Adada 4 gölet, 1 baraj gölü bulunuyor. Zeytinliköy Barajı adanın içme ve kullanma için gerekli suyu karşılamaktadır.



Gezimize Kaleköy ile başlıyoruz.Antik dönemden kalma bir yerleşim yeri. En tepede geçmişi asırlara öncesine dayanan bir kale kalıntıları var. Birçok otel, pansiyon ve kafe var. "Mustafa'nın Kayfesi" ve "İmroz Poseidon"da güzel vakit geçirebilirsiniz. Oradan da Kaleköy Liman'a geçtik. Adanın kıyı kenarı olan tek yerleşim yeri...





Sonra Gökçeada merkeze geldik tekrar. Önce öğle yemeği yedik tatlı niyetine de adanın meşhur keçi sütü dondurmasını tattık :) Sonra çarşısını gezdik. Kurabiye, takı, hediyelik satan dükkanlar ve kafeler var...

 

Sırada Tepeky var. Burası bir Rum köyü. Akşam da burada konaklayacağımız için eşyalarımızı bırakıp biraz Zeytinliköy Barajı'na karşı dinlenme molası veriyoruz. Sonra da köy meydanına gidip hemen muhtarlığın yanındaki köy kahvesinde meşhur süt tatlısı "galaktobureko" yiyoruz.

 

Adayı gezmeye devam... Tuz Gölüne geldik. Burası belirli zamanlarda flamingoların konakladığı bir alanmış. Hatta bu dönemde sadece flamingo görmek  ve fotoğraflamak için gelenler oluyormuş. Galiba göç zamanına denk gelemedik ama onlardan bir tüye rastladık. Ayrıca buradaki kumu çamurundan faydalanan çamur banyosu yapanlar vardı.


Adada irili ufaklı bir çok manastıra denk geliyorsunuz. Bir de boş gezen keçiler öyle çok ki.



Gün batımını da Tepeköy'de izledik :)



Akşam Tepeköy'de rezarvasyon yaptırdığımız Meraklis Taverna'dayız. Yine birbirinden muhteşem meze çeşitleri ile keyifli bir akşam geçiriyoruz...



Sabah ada merkezinde "simit evi"nde çok şirin bir kahvaltı ettikten sonra Zeytinliköy'deyiz. Burası da eski bir Rum köyü. Pazar günü olması sebebiyle pazar ayinine denk geldik. "Madam'ın özel dibek kahvesi"nde dibek kahvesi içebilir, "Barba Hristo"da muhallebi yiyebilirsiniz. Köyün sokaklarında kaybolup bu "dikkat keçi" tabelasına da rastlayabilirsiniz :) Biz "Mina'nın Kahvesi"nde sakızlı muhallebizimiz yedik :)









Adanın en batı ucuna gidiyoruz artık. Ayrıca Türkiye'nin de en batı ucu.



Yaz sezonunu burada kapatmak çok keyifliydi. Zaten sezon da çoktan kapanmış, şezlongların çoğu boştu. Ama deniz hala çok güzeldi :)

 

Akşam feribotumuzdan gün batımını izleyerek Gökçeada'ya veda ettik. Ve ben şunu belirtmeden geçemeyeceğim Gökçeada'yı Bozcaada'dan daha çok sevdim :)




Gökçeada ile ilgili youtube videom da burada...


Ve son bir kaç fotoğraf...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...