4 Ocak 2016

Sevilla

Sevilla, Endülüs özerk bölgesinin en büyük, İspanya'nın dördüncü en büyük şehridir. Endülüs, İspanya'daki 17 özerk bölgeden biridir ve özel bir tarihi öneme sahip Emeviler Afrika'dan Avrupa'ya atlayarak 5 asır kadar burada yaşamıştır. Bunun doğal sonucu olarak Endülüs bölgesi yüzyıllarca emir, halife ve sultanlar tarafından yönetilmiş. 




Eskinin ve yeninin iç içe olduğu bir şehirdir. Her tarafı tarih kokan sokaklardan, katedral ve saraylardan çıkıp bir anda modern köprüler ve binalarla karşılaşabiliyoruz. Flamenko ve boğa güreşi deyince akla ilk gelen şehirdir. Bir de ufak dipnot yazın çok sıcak olduğu için gezinizi bahar aylarında gerçekleştirmenizi tavsiye ederim. Ki biz ekim ayında gittiğimiz halde yazlık kıyafetler ile dolaştık :)



Biz şehrin kalbi diyebileceğimiz İspanyol Meydanı (Plaza de Espana)'ndan başlıyoruz gezimize. Şehrin tarihinde 1929 ve 1992 yıllarında yapılan iki önemli EXPO var. Burası da 1929 fuarı için inşa edilmiş devasa bir köşk. Yarım ay şeklinde tasarlanmış 2 katlı saraya benzeyen bir bina, ortasında kanalın geçtiği ve büyükçe bir havuzun yer aldığı bir meydan.Ve ben buraya hayran kaldım.





Hemen yanındaki Maria Luisa Parki ise yeşillikler içinde kaybolacağınız çok huzurlu bir ortam...



Sevilla Katedrali, dünyanın en büyük üçüncü katedrali olma özelliği ile gerçekten büyüleyici. Müslümanlar tarafından inşa edilen eski bir caminin üzerine kurulan bir kilisedir. Camiden geriye turunçların olduğu bahçe ile tek minaresi kalmış. Onun da tepesine çan eklenerek çan kulesi yapılmış. Giralda isimi bu kule ön plana çıkıyor. Katedralle ilgili diğer bilgi ise Kristof Kolomb'un anıt mezarının burada yer alması.



Alcazar Sarayı, Sevilla Katedralinin hemen yanında yer alan bu sarayın tarihi 10. yüzyıla kadar dayanır. Temelleri o zamanki halifenin sarayına dayanan Alcazar yapılan modifiyelerle günümüze kadar ulaşmış. Sarayın asıl inşası Sevilla şehrini ele geçiren III. Ferdinand'ın oğlu  X. Alfonso tarafından başlatımış. Gotik sanatının Arap motifleriyle birleşmesiyle ortaya çıkmıştır.








Altın kule, Alcazar'ın dış surlarının bir parçası olarak, askeri gözetleme kulesi amacıyla, 1221 yılında, tuğladan inşa edilmiştir. 12 köşeli olan Altın Kule (Torre del Oro) günümüzde de nehir kıyısından çarpıcı bir görüntü oluşturur.





Plaza de Toros Maestranza; Eskiden boğa güreşi arenası şimdi müze olarak kullanılıyor ve tarihten , matadorların odaları, giysileri hakkında pek çok bilgiye sahip olduk...







Santa Cruz bölgesi eski Yahudi mahallesi olan ve katedralin çevresine yayılmış, labirent şeklinde sokaklar, Tapas barları ve restorantlar ile hediyeik eşya satan dükkanların olduğu şehrin turistik bölgesidir.







Guadalquivir nehrindeki köprülerde fotoğraf molası da mutlaka verin...



Bu şirinleri ise katedralin yanında bir fotoğraf çekiminde denk geldik. Katalog çekimi olsa gerek :)



6 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Eee 3 yıl önce, 3 yaş genç...

      Sil
  2. Süpermiş :) 1 günde gezilip bitirilecek bir şehir sanki . . Burayı barcelona gezisine eklemek gerek sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gece hayati, flamenko için bir gece kalınırsa daha iyi olabilir. Biz de lisbon'dan valencia'ya geçerken yol üstü gibi uğradık. Katedrali gezemedik. Çok güzel bir şehir ama.

      Sil
    2. Gece hayati, flamenko için bir gece kalınırsa daha iyi olabilir. Biz de lisbon'dan valencia'ya geçerken yol üstü gibi uğradık. Katedrali gezemedik. Çok güzel bir şehir ama.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...