11 Şubat 2015

Disneyland Paris...

Bu gezimde nedense en büyük kararsızlığım Aysu ve Disneyland oldu. Evet Paris'e gidiyoruz ama Disneyland'a gitmeli miyiz? Aysu için daha erken mi? Etraftan hem götür sesleri hem götürme sesleri yükseliyordu... İlki Aysu daha 5.5 yaşında hem küçük hatırlamayacak, hem de boyu kısa (106cm) çoğu oyuncağa binemeyecek götürme şeklindeydi... İkincisi de o ortamda bulunması bile ona çok eğlenceli gelecek iyi ki götürmüşüm diyeceksin... Ama bu seferde sadece o ortamda bulunsun diye o kadar büyük paralar verilir mi? Yani kafamda deli sorular...:)
 
 Sonuçta gittik gördük gezdik ve çok çok eğlendik. Siz siz olun eğer Paris'e yolunuz düşerse ve imkan ve zamanınız olursa mutlaka ve mutlaka 100 cm'yi geçmiş her çocuğunuzu götürün.
Şimdi gelelim gezi ayrıntılarına ve püf noktalara...
 

Disneyland iki parktan oluşuyor;
1- Disneyland Park
2- Walt Disney Studios
 

Eğer vakit kısıtlamanız varsa tek birini seçmekte fayda var. Amacınız parkı panoramik olarak gezmek değilse ve her oyuncağı denemek, eğlenmek ise bir gün bir Park'a ancak yetecektir. Bu bir günlük zamanınızda da her oyuncağa birden fazla binmeyi hayal etmeyin çünkü oyuncaklar önündeki sıralar buna izin vermeyecektir :)
Disneyland Park bizim yaş grubumuza daha uygun olduğu için biz bir tek onu seçtik; Walt Disney Studios büyük çocuk ve yetişkinlere hitap ediyor. Ama şunu da belirteyim ki burası bir ticarethane tabi ki her iki yerinde bir cazibesi ve çekiciliği var ve bu sebepten hem Parkta hem de Studios'da her yaşa hitap eden oyuncakları serpiştirmeyi de unutmamışlar...:)

Fiyatlara gelince...
 Daha Disneyland'a gitmeden internet sitesinden biletinizi buradan alabiliyorsunuz... Fiyatlar ise tek park için Büyük 65 Euro; Küçük 59 Euro... İki park fiyatları ise Büyük 80 Euro; Küçük 74 Euro... Bu arada 2, 3 günlük girişler de alabilirsiniz ve günlük bazda daha uygun oluyor fiyatları...
Son bir ayrıntı daha; hafta sonu, özel gün, yüksek sezon gibi dönemsel fiyat değişiklikleri var. Mutlaka incelenmeli ve ona göre bilet almalısınız. Yoksa en kötü senaryo kapıda sizden farkını alarak geçişinizi sağlarlar...

Neyse gelelim biz ne yaptık... Araştırdık ve  http://idf.disneylandparis.fr/ sitesinden yani Fransızların kendi Fransızca sitesinden daha ucuza bilet alabileceğimizi öğrendik... Tek yapmanız Google çevirici ile sitenin Türkçe çevirisini yapmak... Bu şekilde aldığınızda tek park bileti büyük 45 Euro; Küçük 39 Euro oldu. Kişi başı 20 toplamda 40 Euro kar ettik. Siz de biletinizi bu şekilde temin edebilirsiniz. Kimse bize neden biletinizi oradan aldınız siz oradan alamazsınız demedi ve diyemez çünkü bilet satışında size Fransa vatandaşlığını sormuyor ve öyle bir ayırım yapmıyor:)
Unutmayın ki internet üzerinden alınan biletler aynı gün geçerli değil. Ertesi gün aktif oluyor ve 365 gün geçerliliğini koruyor.

.....Gelelim Park'a.....
 
Disney Park'a gitmeye karar verdik dedim ya Disney Park bile kendi içinde 5 bölüme ayrılıyor...
1-Main Street
2-Fantasyland
3-Discoveryland
4-Adventureland
5-Frontierland
 
Bunların içinde de Aysu'ya en çok hitap eden Fantasyland ve tabii ki Main Street'te yer alan dükkanlar... Ama dükkanlar kimin ilgisini çekmez ki herşey Disney karakterlerinden...
 
 
 
Sabah 10'da açılan park için biz saat 9 gibi otelden ayrıldık. Metro ile RER A aktarma istasyonundan trenimize bindik ve Disneyland'a gittik... Açılışında oradaydık ve biletimiz de hazır olunca hemen eğlenceye dahil olduk...
 
Gidişimiz hafta içi ve onlar için tatil olmayan bir dönem olduğundan rahat gezdik diyebilirim... Hatta çok sıra beklemek zorunda kalmadık biz...
 
İlk "Atlı Karınca"ya bindik bizde yok ya :) Sonra "Pinokyo'nun Evi" için 15 dakika bekledik... Aysu'nun en sevdiklerinden biri buydu... Çıkmadan bir kez daha bindik...
 
 
Sonrasında PeterPan'ın evi... Burada da uçan balonla geziyorsun PeterPan'ın dünyasını :) Sonra Alis'in labirentinde kaybolduk, şatosuna çıktık...  
 
Uçan fillere bindik... Fincanlarda da deli gibi döndük...
 
 
 "it's small World" ise tam bir minik dünya... Kayıklara binip dünya turu atıyorsunuz...
Alttaki videoyu kaçırmayın...
 
video
 
 
Dışarıda ise farklı noktalarda ara sıra Disney kahramanlarını görüp, onlara defterinizi imzalatıp, Fotoğraf çekilebiliyorsunuz... Bir tek Mickey Mouse için evinde sıra beklemeniz gerekiyor.. Biz de 35 dakika sıramızı bekledik...
 
 
 
 
 Sonra yolumuz Frontierland'a düştü... "Big Thunder Mountain"de sıra beklemeye başladık... 15 dakika diyordu fazla beklemiycez bu ne ki dedik... Sıra bize geldi ve bir vagona bindik. Önümüz arkamız çocuk... Ben de rahat rahat selfi çekicem diye elimde telefon, sırt çantamı sabitlemeden yanıma koydum ve tren tin tin yola koyuldu... Sonra bir karanlık tünel ve o da ne meğer heyecan sıralamasında 2. olan roller costera binmişiz... Aysu ve ben birbirimize kapandık, çığlık çığlığa devam ettik... Çantamızı ve elimdeki telefonu nasıl korudum hatırlamıyorum bile. Birbirimize kapandık dedim ya ara ara bakmayı da ihmal etmedim daha bitmedi mi diye... Aslında çok eğlenceli ama kendimizi hazırlamadık ki böyle bir heyecana... Sonuçta Aysu'dan bir ton fırça yedim neden böyle bir oyuncağa bindik diye..
Bu arada kim dediyse çocuğun boyu yetmez diye tek binemediğimiz 140 cm isteyen "Indiana Jones and the Tample of Peril" O da zaten roller coster'ın en ürkütücüsü... Neyse gezmeye devam ama kulağımda sürekli bir ses "Annem beni korkunç trene bindirdi, annem beni korkunç trene bindirdi" Artık her sırada bu korkunç mu diye sormaya başladı :)))
 
Aysu için bir diğer eğlenceli kısım ise "Discoveryland" oldu... Gezegenlere bindik döndük, Yıldızlarda tur attık, Yıldızlar savaşına katıldık...
 
Hadi gidilmedik bölüm kalmasın deyip son olarak da "Advantureland"a gittik... Burada da Macera adasında labirentte kaybolduk çok eğlenceliydi. Yine farklı bir aktivite olan Korsanların dünyasında kayıkla bir yolculuğa çıktık...

Artık bişeyler yeriz diye tekrar MainStreet'e geldik ki ne görelim  herkes kaldırımda dizilmiş Disnye karakterlerinin geçişini bekliyor... Biz de yerimizi aldık... Bu arada bastıran yağmura aldırmadan çok eğlenceli dakikalar geçirdik... Aysu özellikle Elsa'yı görmenin mutluluğunu yaşadı..
 
 
Gün sonunda ışıklandırılan uyuyan güzelin şatosu...
 
 
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...